Son olarak, sahne dekoru muhteşemdi.
SAKİN
DANDADADAN
20 Temmuz gecesi ani olarak Peyote'de Kim Ki O - Proudpilot - Kırık Çizgi konserinin djliğini yapmıştım. Kim Ki O'nlar Ekin ve Berna'yla pek bir iyi anlaşmış olmamız bir yana çaldıklarımdan da memnun kalmış olacaklar ki 2 Temmuz Dogzstar konserlerinin de dji oluverdim. İsmimin yazdığı ilk afiş oldu ayrıca bu ayrıca. Bekleriz ne diyeyim.
Ben içlerinden Arctic Monkeys ve The View albümlerinin tamamını, Klaxons albümünün de bir kısmını dinledim. Dinlemek gereken birsürü albüm çıktı güzel. Yine Arctic Monkeys'e gidecek herhalde. Arctic Monkeys albümü çok mu iyi peki? Hayır ama müzikte durum son zamanlarda gerçekten vahim, özellikle de ödülü daha önce kazananları hatırlayınca. Çok berbat şeyleri yüceltmeye başladık. Arctic Monkeys meclisten dışarı tabi.Sakin (W) Festivalin en güzel anlarından biri Sakin konseriydi. Canımız ciğerimiz Sakin'imiz bar konserlerinden biraz daha farklıydı sahnede. Hiç bu kadar şık görmemiştim onları. Albüm için imaj çalışmaları başlamış muhtemelen. Daha önce sahne performanslarının biraz eksik kaldığını düşünüyordum ama festivalde herşeyin artık tam olduğunu gösterdiler. Eylül ayında albümleri çıkacak. En çok beklediğim albüm şu anda.
Piano Magic (W)Daha iyi bekliyordum açıkçası. Sıkıldım biraz. Şarkılarını da pek bilmem. Ondandır belki de.
Gevende (M)Gevende çaldığı sürece mükemmel bir grup. Ama Gevende sahnede sadece yarım saat kaldı. Hevesim kursağımda kaldı. Sadece oradalardı o kadar. Ama hiç farketmez. Oradalardı. O bile yetti aslında. Sahne duruşları bile Türkiye'nin en iyi 3-4 grubundan biri oldu olduklarını bilir gibi. Biz biliyoruz yada, öyle diyeyim.
Peter Bjorn And John (M)Dinlemiyordum ve yine dinleyemedim. Merakla bekledim ama bitiremeden sahneden uzaklaştım. Biricik halkım nelerini seviyor bu kadar anlayamadım da.
Plan B (W)İğrenç. Yeniden yorumladıkları bir song2 coverı çaldılar ki kusasım geldi. Seviyorum diyeni görürsem döverim sanırım.
The Rakes (W)Güzeldi, eğlenceliydi, bu kadarını ummuyordum. Pek çok türdeşleri indie grubu sahneye sadece bağırmak ve koşturmak için çıkıyor. The Rakes çalmak için çıkmış, belliydi. Güzeldi. Hakan Tamar'la beraber seyretmek de ayrı bir zevkti eklemeden geçmeyeyim. Pogocu çocuklarımız ortalığı toza boğmasalar daha güzel olacaktı ama aralarında birsürü tanıdık olunca kızamıyor da insan. Eğlensin çocuklar.
Juliette And The Licks (W)
İşte muhteşem olan buydu. Juliette Lewis festivalin en iyi sahne performansını çıkardı. Bir saniye durmadı. İyi bir oyuncu olduğunu ispat etti aslında. Rockstar'cılık oynadı sahnede ve çok çok iyi oynadı. Sondaki davul şovları da hoştu. Dinlemek için iyi bir grup değil Juliette And The Licks ama izlemek için muhteşem. Kaçıranlara yazık.
Abuk subuk şeylere dalıp güzel şeyleri unutmuşuz. Stereophonics'i eskiden sevmezdim. Onlardan iyileri vardı etrafta. Ama son zamanlarda o kadar saçma müzikleri yüceltiyoruz ki Stereophonics yanlarında pırlanta gibi kalıyor. 6. albümleri "Pull the Pin" ekim ayında yayınlanacak ama ilk single bank_holiday_monday mayıstan beri dinlenebilir halde.
Bir prodüktör olarak Bernard Butler Yeni Zelanda'ya girmiş ve sürekli birşeyler çıkartıyor. The Veils'in ardından sırada Cut Off Your Hands var. 2006'da Shaky Hands ismiyle yayınladıklar bir epleri var ama aynı isimli bir amerikalı grup yüzünden değiştirmek zorunda kalmışlar bu ismi. İşte yakın süre sonra albümleri çıkacak çift gitar, davul, vokalden oluşan bir grup. Gitarları The Smiths tarzı, vokalleri klasik indie çığlıkları. Ben çok sevmedim ama Modern Way onlar için uygun bir yer. Indie kalabalığına katılıyor onlar da.Dikkat: Bu yazı 5 temmuz perşembe 03:40-06:17 arası İstanbul-Kaş ve 6 temmuz cuma 02:22-04:10 arası Kaş-İstanbul şehirlerarası otobüslerinde el feneri ışığında yazılmıştır.
Bitti Radar. Baştan başlayalım.
29 Haziran Cuma
İzmir'den gelen ablam ve arkadaşı arabayla aldılar beni. Servislerle ilgili ahkam kesemiyorum o yüzden. Araç park yeriyle çadır alanı arasında alçak bir tel örgü vardı. İçeri kaçak malzeme sokmak çok kolay görünüyordu. low low low söyleyip hoplaya zıplaya kapılara giderken çantanın sapı koptu. Sakin olmak gerekiyormuş meğer. sapı kopuk kocaman çanta xray cihazına sığmayınca anlaşıldı ki içeri kaçak malzeme sokmak için tel örgüleri aşmak gerekmiyormuş. Stick deodorantın ne olduğunu bilmeye görevli sırt çantamın içine bakma gereği bile duymadı. Yani istesem içeri bomba sokabilirmişim. Ya da kocaman bir şişe smirnoff da sokulabilirmiş(kehkehkeh). Küçücük çadır alanına girdik ki her yer karanlık. Çadır kurmak falan filan. Tabi bu sırada ilginç birşey dikkat çekti hemen, saat daha 00.30 civarıydı ve festival alanındahiçbir müzik sesi yoktu. Son dakika değişikliği Mor Ve Ötesi biz henüz gelmeden inmiş sahneden. İlginç bir sessizlik vardı. Sonra bir ilginçlik daha, saat 02.30 civarı içki satışı bitmişti. Sony Ericsson Walkman Arena'ya uğrayınca da cıstak cıstak müzik ve beceriksiz barmenin zebil ettiği köpüklü biraya kavuştum. Yeter uyuyalım.
30 Haziran Cumartesi
Eğer festivalciyseniz havanın en güzel olduğu gündü. Neyse ıvırı zıvırı bırakıp konserlere geçeyim.
Fungu (W)
Neon konseri öncesinde sadece 2 şarkılarını dinleyebildim. Çok şık giyinmişler. Tebrik ederim. İleride çok tutulacaklar onlar.
Neon (W)
Yaktınız beni diyip başlayayım. Sıcak yüzünden kalabalık olmadı(bidaha bu cümleyi söylemeyeceğim, çünkü hiçbir amatör grubun konseri sıcak yüzünden dolmadı). Neon bildiğim Neon'du. Sahneleri harika. Hareketli ve eğlenceliler. Bir ara attığım çığlığa hepsinin birden bana bakıp gülmesi de çok komikti. Onları dinlerken çok kötü yanmışım ve sırtım soyuluyor şu anda. Hepsi Neon yüzünden. Not: Bütün pazar sabahı ve öğlenini beraber geçirdiğimiz çok sevdiğim dostlar onlar. Sağolsunlar.
DANdadaDAN (M)En kalabalık gündüz konserlerinden biriydi. Pek havaya girememiş gibi gördüm onları. Oradaydılar. Sanırım sadece o kadar. DANdadaDAN için bara gidin. Başka bişey söylemeye gerek yok, onlar muhteşem.
DANdadadan konseri sonrası Tim Booth'la karşılaştık. Bunu daha sonra biraz daha ballandırarak anlatıcam sanırım. Festivale dönelim.Tabi bu karşılaşma sonrası cumartesi günü James konserine kadar yalan oldu diyebilirim. Beirut, Nouvelle Vague, The magic Numbers'ın sahneye çıkacağı aklımın ucuna bile gelmedi ve üçünü de görmedim bile. Ama pek umurumda değiller şu anda.
Easy Star All-Stars (M)
Bir ara çadırıma doğru giderken önlerinden geçtim. Tim Booth'un heyecanıyla unuttum gitti onları da. Ama tam oradayken Paranoid Android çalarak beni tutmayı başardılar. Sonuna kadar da durmayı başardım. Çok neşeliler, daha önce izlemiştim de cila oldu. Güzel.
The Rapture (W)
Tim Booth şokunu kısmen atlatıp sahnenin oldukça uzak bir köşesine dikildim. İlk 3 şarkılarını dinleyip sıkıldım ve James konseri heyecanı ağır bastı. Bir bira eşliğinde minderlerde James'e hazırlandım. Pardon, Rapture hiç umurumda değildi.
James (W)Hayatımın konserlerinden biri. Yüce Tim Booth ve sesi. Önde ve biraz sağdaydım. Tim Booth konser öncesi konuşmamızda gözünün bizi arayacağını söylemişti ve gördü de. "She's a star" söylerken gözümün içine baktığınını biliyorum. Sahneden ayrılırken de son bir gülücük attı. Daha ne isterim ki. Muhteşem bir konser.
...ve sonrası. yine karşılaştık ve bu sefer tanıdı. Onu da sonra anlatırım.
Şurada kalmış 2 gün. Ben daha programa bugün bakabildim. Artık bişeyler demek gerekiyordu. Oturdum düşündüm, programımı yaptım;
Hiç gecenin 3ünde bir haber okuyup da hoplanmaya başlanılır mı mutluluktan? Richard Ashcroft BBC radyosuna The Verve'ün yeniden birleştiğini, kasım ayında turneye çıkacaklarını ve yeni albüm çalışmalarına başlayacaklarını söylemiş. Orjinal kadrodan sadece gitarist Simon Tong gruba katılmayacağını açıklamış, o da Damon Albarn'un grubu The Good The Bad And The Queen'e katıldığı için. Olsun. Muhteşem dönüş. Havalara uçuyorum. Onlar için en uygun dönem belki de. Nick McCabe'in gitarını yeniden dinlemek...Muhteşemm.