Salı, Şubat 14, 2012
yazan: serdarcharliebrown at 12:44 AM 0 sataşma!
Salı, Şubat 07, 2012
ON AGAIN OFF AGAIN @ STEREOGUN
gofretin bitsin, yeniden başla.
not defterin bitsin, yeniden başla.
şarkın bitsin, yeniden başla.
... kitabın bitsin, yeniden başla.
kurşun kalemin bitsin, yeniden başla.
işten kovul, yeniden başla.
sevgilin terketsin, yeniden başla.
kelimelerin bitsin, yeniden başla.
sigaran bitsin, yeniden başla.
yol bitsin, yeniden başla.
içkin bitsin, yeniden başla.
hayatın bitsin, yeniden başla.
ne kadar da basit şeyler. buyurun bize başlayıp biten karmaşık hikayelerinizi BRITPOP, INDIE ve POST PUNK eşliğinde anlatmaya.
bizim de çalacak şarkılarımız var.
11 Şubat 2012 @ Stereogun Kadıköy
serdarcharliebrown & popscene"
Afişi de ben yaptım hehe. Belli değil mi?
yazan: serdarcharliebrown at 8:22 PM 0 sataşma!
Pazartesi, Ocak 09, 2012
Yuck
yazan: serdarcharliebrown at 11:30 PM 0 sataşma!
Perşembe, Aralık 29, 2011
Miles Kane; Bir Efsane Doğuyor

Daha fazla sessiz kalamadım. Aslında çok da fazla sessiz kaldığımı söyleyemem Miles Kane hakkında. Son 4-5 aydır en çok dinlediğim, çaldığım, önerdiğim adam. Bir konserini atlattık İstanbul'da. 2 gece üst üste Brett Anderson dinledikten hemen sonraki gün. Evet o günün 1-2 haftasına kadar önce bu küçük büyük adamı doğru düzgün tanımıyordum. Brett'i bile umursamamama neden olacak kadar etkiledi beni evet -ki bilirsiniz bunu bana yapmak zordur. The Last Shadow Puppets'da Alex'le çalan çocuktu sadece. Ama bir konser nelere kadir işte. Sıkı çalışma günlerinde ofise giderken ve ofisten dönerken Miles Kane'in gitarlarını, eski grubu The Rascals'ı dinlemeyi beklerken inanın günün her saniyesi daha çabuk geçti. Bir süre sonra ıslıkla da çalabiliyorsunuz. Evet daha önce Radiohead, Bernard Butler ve Jeff Buckley'den beri hiçbir grup/kişi için bu şekilde bir düşüncem olmamıştı(Blackbud ve Arctic Monkeys'i de yazmamak için zor tuttum kendimi). The Rascals albümü Rascalize'ı solo albümü Colour Of The Trap'ten daha fazla sevdiğimi belirtmek isterim ama. Son günlerde sağda solda bir sürü 2011'in en iyi albümü, en iyi konseri anketleri falan görüyorum, benim için yılın konseri Otto Santral'deki Miles Kane konseri ve yılın albümü de 2008'de yayınlanan The Rascals - Rascalize albümüdür. İlgililere duyurulur.
Bu arada "Inhaler" ve "Suede - Painted People" birbirini ne güzel devam ettiriyorlar öyle. Ayrıca "A Girl Like You"u çalmak nereden de gelmiş Miles'ın aklına? Come Closer'ın 8. ve Bernard Butler - Friends and Lovers'ın 20.saniyesindeki "ehhh"leri!!! ikisi de albümlerinin 1.şarkısı! Ne demeye çalışıyorsun serdar açık konuş.
yazan: serdarcharliebrown at 11:44 PM 0 sataşma!
Cuma, Ağustos 19, 2011
Drugstore - Anatomy
yazan: serdarcharliebrown at 6:35 PM 2 sataşma!
Kısa Yol tahlil
The Rapture - In The Grace Of Your Love
yazan: serdarcharliebrown at 6:12 PM 0 sataşma!
Kısa Yol tahlil
Hadi blog yazalım
Canım çok istedi. Yeter bu kadar ara vermek. Dinlenilmesi gereken bir çok albüm var şu son günlerde. Çok iyi bir site buldum download için. http://newalbumreleases.net artık albümleri uploadla uğraşmayacağım. Zaten buradan bulunabiliyor hepsi. Gayet güzel oldu. Hadi dinleyip yazma vakti.
yazan: serdarcharliebrown at 6:07 PM 0 sataşma!
Pazar, Nisan 10, 2011
Suede One Love Festival'a geliyor, Interpol konsere geliyor, Radiohead ve Strokes albüm çıkartıyor. Ben bunların hepsini günler sonra öğreniyorum. Benimle dalga mı geçiyorsunuz? Suede konseri nereden çıktı şimdi? Oha lan!
yazan: serdarcharliebrown at 11:17 AM 3 sataşma!
Cumartesi, Aralık 11, 2010
28 days later
Öncelikle Babylon'da bir Ed Harcourt konseri vardı ki harikaydı. Mikrofonsuz bile söyledi adam. Acaip güzel ve güçlü sesi var. Şaşırdım gerçekten. Tek başına süper bir şov yaptı. Sağ gitarı soluyla çalması beni çok güldürdü, bi de eğlendi espriler yaptı falan. Eğlenceli adammış. Çok güzeldi valla.

Absynthe Minded'ı izledim daha sonra. Belçika'dan Preud'homme, Scifo ve Deus'tan sonra çıkan en iyi şey evet. Hiç neye benzediklerini görmemişim. Daha gencecik çocuklarmış hepsi meğerse. Vokalist "yıldızların altında"yı dinlemiş, öğrenmiş ve düzenlemiş. Hiç Belçika sanat müziğinden bir şarkı biliyor musunuz? Yaa. Çatır çatır çaldılar gerçekten. Ama bu Bronx Pi konusu gerçekten artık can sıkmaya başladı. Ses sistemi için çok kaliteli malzemeler ve sistem kullanmışlar, öğrendim. Ama ses bu kadar kötü nasıl oluyor anlayamıyorum. Salon düzeni de berbat. Sahnenin önü zaten ufacık. Önüne sanki başka yer yokmuş gibi dj kabinini koymuşlar, bi de sanki herkesa sahneye dalma meraklısıymış gibi 2x2'lik badyguard dikiyorlar. Hakikaten iğrenmeye başladım oradan. Neyse Absynthe Minded çok iyiydi ama işte.


Korhan Futacı ve Kara Orkestra albümünü ve sahnesini de kaçırmamanız gerektiğini söyleyeyim hemen. Hele ki konserler artık konser olmayı geçip ayini falan andırmaya başladı. Zaten 1 kere izledikten sonra her defasında yine orada olacaksınız. Hakikaten muhteşem. Ben dönene kadar izlemiş olun.
Aynı şekilde bir tavsiyem de Eskiz için olacak. Bolca sololu ve yüksek tempolu çalıyorlar. Roxy Müzik Günleri 1.si olmuşlardı bu sene. Albüm kaydına giriyorlarmış onlar da. Beklemek kaldı bize. Gidip izleyin mutlaka.
Ondan sonraa, Soundcollage var bir kulak kabartılabilecek. Özcan bana kızmaz biliyorum, ben pek hoşlanmıyorum yaptığı işten ama 2 konserini izledim, 2. konser ilkinden daha iyiydi.Herkesin dilindeki Büyük Ev Ablukada dikkat edilmesi gereken bir şey. Ama ben pek çok sevdiğimi söyleyemem. Hafif alaturka kokması beni biraz uzak tutacak gibi. Canlı da izlemek lazım ama daha fırsat olmadı, benim için 6 ay daha olmayacak. Neyse bakalım.
Herşeyi bir yana bırakıp muhteşem Halimden Konan Anlar'la başbaşa bırakıyorum sizi. Utku ve Tolga'dan kuyuya atılmış bir taş. Her kelimesi işlenmiş.
Halimden Konan Anlar - Sergüzeşt'i Kadıköy
Hadi ben 6 ay askere gidiyorum eyvallah. Dönünce sınav yapıcam sıkı çalışın.
yazan: serdarcharliebrown at 9:49 PM 1 sataşma!
Kısa Yol tanıtım
Salı, Kasım 16, 2010
Beady Eye
Gallagher kardeşler Oasis'i dağıttı. Liam da Oasis'ten eski kankalarını toplayıp yeni bir grup kurmuş adı Beady Eye olan. Muhtemelen 1-2 aya kadar Noel'i de yanlarına alıp Oasis adını alırlar. Neyse bahaneyle Beady Eye'in diğer elemanlarının da var olduklarını anlama fırsatı gibi bişey oldu. Gitaristler Gem Archer'ın Heavy Stereo'su, Andy Bell'in Hurricane#1'ı, davulcu Chris Sharrock'ın The La's grupları (The La's elemanı John Power'ın Cast'ini de yazıcam buraya) hakikaten gayet güzel gruplar. Geçen hafta Taksim'e giderken yanımda bir çocuk oturuyordu. Belli ki 18-20 yaşlarındaydı. Hasta adamlarız, yanımızda oturan kişinin ne dinlediğini anlamaya falan çalışırız ya hani, çocuk Oasis dinliyordu. 3-4 şarkı dinledi ve daha sonra Beatles dinlemeye başladı. Mesela o çocuk Beatles dinleyeceğine bu grupları dinlemeli.
Beady Eye - Bring The Light
yazan: serdarcharliebrown at 2:16 PM 1 sataşma!
Kısa Yol tanıtım
Pazar, Ekim 17, 2010
Gece - 15 Ekim Bronx
yazan: serdarcharliebrown at 10:35 PM 2 sataşma!
Kısa Yol konser
Perşembe, Ekim 14, 2010
pardon
Biraz boşverdim. Nedenim var evet. Bir takım şeyleri konuşarak anlatmak daha güzel ve anlaşılabilir gibi geliyor bana. Burayı vakti zamanında okuyan çoğu kişiyle tanıştım ve bir takım şeyleri onlara yüzyüze anlatmak istedim. Ama, olmuyor. Gerçekten. Buraya izlediğim pek çok grubu yazdım, pek çoğuyla sonradan tanıştım, dertlerimi suratlarına karşı anlattım ama olmuyor. Söz uçar yazı kalır derler, herhalde gerçekten öyle. Bana 1-2 sene önce yazdığım şeyleri söyleyen insanlarla tanıştıkça, onlara konuşarak anlatmaktansa yazarak anlatmanın daha doğru olduğunu kavradım. Konuşma esnasında işin içine içkinin girdiği gerçeği de kavrandı. Askere gidene kadar bloga tam performans dönüyorum. Fazla uzak değil zaten:) Bu sabaha karşı bir ara baktım ki "takvimim" bölümünde geçen seneden kalan konserler var. 1 Senedir burayla ilgilenmemişim adam gibi. Özür dilerim.
yazan: serdarcharliebrown at 2:15 AM 0 sataşma!
Salı, Ağustos 31, 2010
Fran Healy solo

Mail adresime bir haber düştü acil. Fran Healy solo albüm çıkarıyormuş. Wreckorder adında ve october hangi aya denk geliyorsa onun 4'ünde 5'inde falan. Üstelik kişisel web sitesinde bir şarkısını da yayınlamış adı Holiday olan (Çok çok Travis. Madem solo neden neden nedennnnn???)Aman ha kaçırmayalım hemen. Hadi şimdi de Phil Selway'in hadisesiyle ilgilenelim koş koş koş koş koooş...
fran healy - holiday
yazan: serdarcharliebrown at 12:57 AM 2 sataşma!
Kısa Yol haber
Cumartesi, Temmuz 24, 2010
i'm back to save the universe
Baştan başlayalım, ben Metallica seyrettim. Ben de şaşırdım evet. Tam düşündüğüm gibi iğrençti. Kokuyordu. Ama herhalde bu kadar kalabalığı da biraz zor görürüm. Aman görmeyeyim.

Ama bunu hep göreyim; Massive Attack. Bir şehirde Massive Attack konseri varsa, o anda şehrin başka bir yerine giden bir insan salaktır. 3.defa izledim ben ve böyle birşey görmedim. Bu konserde Mezzanine'den baya çok şarkı da çaldılar. Kuruçeşme'nin atmosferi hakikaten çok güzel oluyor, onunla da birleşince muhteşem bir konser oldu yine. Ama şu Dobro nasıl bir efsane olarak kaldı içimde. Yok çalmadılar yine. Bi de yeni şarkıları benimseyemedim ben. Olmadı. Ne bileyim mesela Atlas Air çalacaklarına son olarak Group Four çalsalardı. Neyse.

Sonra çok güzel bişey oldu. John Zorn, Masada'sıyla beraber geldi. Eminönü'nde deniz kenarında Galata Köprüsü, Galata Kulesi ve boğaz manzaralı bir konser verdiler. John Zorn amcanın Naked City hadisesi daha bir ilginç geliyor bana ama tabi bundan Masada konserinin kötü olacağı düşüncesini çıkarmak saçmalık olur. Yani bu adamları aslında sadece görmek bile yeter bence. Mark Ribot gitar çaldı ve dinledik, daha ne istersin. Evet. Yer yer sıkıldım arkadaşım. Onun yolunu yapmaya çalışıyorum bir saattir. Seyirciye de kızdım da birazcık. Ben bu konserden çok şey bekliyordum. Yetmedi bana. Of aman neyse.

Darısı 20 Eylül'e, muhteşem Tindersticks konserine.
Son olarak; Bana bidaha Yann Tiersen diyeni döverim.
yazan: serdarcharliebrown at 7:01 PM 1 sataşma!
Çarşamba, Mayıs 26, 2010
Pavement Cover Night @ Peyote (28.05.2010 Cuma)
Ben Pavement pek bilmem. Amerikalıların müzikal yaratıcılıklarının İngilizler kadar olmadığını düşünürüm hep. Pavement'la da belki de bu yüzden fazla ilgilenmedim. Ama Onur'un isteği ve sıkı çalışmasıyla böyle bir gece hazırlığına giriştik. Tanıtım metnimiz şöyle;
"90’ların Amerikalı lo-fi kült figürü Pavement’ın tekrar bir araya gelmesi sebebiyle Peyote’deyiz. 28 Mayıs cuma gecesi Roxy Müzik Günleri 2010 birincisi Eskiz, İzmir'den Kilink ve superband Democratic Soul Party, bol bol minimal gürültü ile beraber Peyote sahnesinde. Ayrıca bu geceye dj set ile serdarcharliebrown teşrif edecektir.
Bekleriz."
Üç gruba da dikkat lütfen. Kilink uzun süredir İstanbul'da çalmıyordu, bu gelişleri güzel oldu. Eskiz daha geçen hafta Roxy Müzik Günleri 2010'u kazanıp iyi iş çıkardı. Democratic Soul Party de Liz Fando, Ars Longa ve Kutu'nun karmasından oluşan bir arkadaş toplantısı. Bi de ben "teşrif" ediyormuşum heheh. Neyse bakalım bekleriz hadi.
*Afiş için Efe'ye teşekkürler.
yazan: serdarcharliebrown at 5:59 PM 0 sataşma!
Çarşamba, Nisan 07, 2010
Ceketimi giymeyi unutmuşum
Son zamanlarda canım hiçbirşey yapmak istemiyor. Dinlediğim albümleri yazmak istemiyorum, konserler de hoşuma gitmiyor zaten. Kayda değer şeyler şöyle;
"Julian Plenti is... Skyscraper" albümünü dinledim. Hiç hoşuma gitmedi. Zaten Interpol'ü niye bu kadar büyüttüler anlamıyorum. 3-4 şarkı dışında bişey bulamıyorum. Paul Banks da solo albümünde pek farklı bişeyler yapmamış işte. Sadece adı solo albüm. Ne bileyim o kadar da dikkatli dinlemedim ayrıca. peh..
Massive Attack'in Haligoland'inden de beklediğimi bulamadım. Damon Albarn'lı Saturday Come Slow'a taş atıcam burada da. Sesi mi yetmemiş ne şaştım kaldım. Albüm bütün halinde bir eksiklik halinde gibi zaten. Senelerdir buna mı uğraştınız diyesim geliyor. Neyse yazın konsere geliyorlarmış. Affettim.
Birkaç tane de canlı performans izledim. Oracles Always Lie'ı Peyote'de izledim 27 Mart gecesi ama umduğumu bulamadım. İyi bir davulcuları var ama post-rock yapan gruplardan daha yaratıcı şeyler bekliyorum ben. Aynı gece hemen arkalarından One Hour Before The Trip çaldı. Yunanistan grubuymuş sanırım. Araştırmadım fazla. İki grup arasında gitaristlerden başlamak üzere büyük bir yaratıcılık farkı vardı. Eskiden orduevlerinde yemeğe giderdik, yemek müzikleri de Oracles Always Lie'ın yaptığı işler gibiydi kimse kızmasın gücenmesin bana.
12 Mart'ta da Kujo ve Dead Country feat. Art Diktatör oluşumlarının konserlerini izledim. Kujo şarkı yapmaya başlasa keşke. Daha önce aşağılarda biryerlerde Dogzstar konserlerinin de haberini yazmıştım, onu da izledim, Burak Gürpınar'ı ilk defa orada canlı izlemiştim (Kurban murban hakgetire), hakkaten çok başka. Mutlaka izlenmeli Kujo. Dead Country feat. Art Diktatör oluşumu hakkında da birşeyler söylemek gerek ama yani Demirhan Baylan falan başta olmak üzere "abi"ler çaldı. Ne haddime düşmüş diyesim geliyor sadece. Çok sertti. Harikaydı gerçekten. İzlediğim en iyi canlı performanslardandı son zamanlardaki. Bidaha olur inşallah. Fotoğraf makinemi de unutmuşum aksi gibi. Fotoğraf Dogzstar konserinden.
27 Şubat'ta da The Veils vardı. Ne güzeldi. Erken erken başladı. Finn Andrews'in turneden olsa gerek patlamış ayakkabısını siyah bantla yapıştırmış hali, espri yapıp durması falan çok hoştu. Halı üzerinde çaldılar, sahneyi baya baya dağıttılar falan pek bir hoştu. Seyircimize de aferin ama, çok şarkıyı beraber söylediler ne güzel. Aferin herkese.
20 Mart'taki The Subways'i de izledim. Öncesinde The Revolters vardı. Revolters hakkaten çok hareketli. Mini albümleri "Future Obscure"u edininiz. Kayıt kalitesine bayıldım. Konserlerini de görmek gerek zaten.
Subways içinse yaşlanmışım belli ki. Ön taraflarda kan gövdeyi götürüyordu. Aman kalsın amma evet güzel çalıyorlar. Bu tempoya bu kadar hatasız ve sağlam devam etmek alkış alır.
2 Nisan The Cinematics konserini de izledim. Oturdum. Oh. Gerçekten çok sıkıldım. Ha gidip kızların üzerine hoplayalım abi adamıysanız bilemem ama yani ben gruptan bütün gece hiçbir ekstra olay görmedim. Türkiye'de onlar gibi onlarca lise grubu var. Eline gitar alan, davul başına geçen çocuklar bile bu kadar konseri 15 günde verebilirler. Sarhoş eğlencesi.
21 Nisan'da Babylon'da Lamb vokali Lou Rhodes konseri var gözden kaçmasın. Geçen seneki Lamb konseri süperdi. Lou Rhodes'a doyamamıştım oh.
yazan: serdarcharliebrown at 3:32 PM 0 sataşma!






