Cuma, Ekim 03, 2014

johnny marr - playland

bak şimdi şöyle düşünelim;

johnny marr diye bir adam var yeni. albümünü dinledim geçenlerde. gitar-vokalmiş. abi adam çok iyi giyarist ya belli. çok akıcı  bi tarzı var. ama adamın sesi yok ya. gitarlar neredeyse smiths' i andırıyor ama ne vokal ne de şarkılar sarmıyor. çerez gibi. akılda kalacak gibi değil. barda otururken hareket olsun diye çalan, kimsenin bilmediği ve kimsenin ne olduğunu merak etmeyeceği şarkılar gibi.

ama işin aslı şöyle;

bu adam smiths' in gitaristi johnny marr. hani şu yazıyı yazarken bile üzerimdeki tişörtte neredeyse 30 sene önceki albümlerinin kapağı olan adam. şimdi durum böyle olunca insan bi yadırgıyor. johnny marr yapa yapa bunu mu yapabiliyor artık? geçtim, johnny marr'ın yeni albüm yapmasına ne gerek var? gerçekten bu kadar basit bi albümü kendi adıyla yayınlamaya nasıl cüret ediyor? aman tamam sustum of. hala en sevdiğim gitaristin hocası ve hala benden başka johnny marr'a laf eden olursa döverim.

Pazar, Eylül 28, 2014

thom yorke - tomorrow's modern boxes

ah sana ne çarptı bir anlayabilsem. bişeyler ispatlamaya çalışıyor zannediyorum artık. müzikle alakalı değil ama. internetten satışla falan ilgili. müzik 2. planda gibi sanki. ilk 24 saatte torrentten 100 bin kez indirilmiş. son günlerde twitterda paylaştığı belirsiz görseller ile ortaya bişeyler çıkaracağı belliydi. ama yine radiohead stüdyoya girdi gibisinden haberler yayılınca açıkçası 1-2 hafta içinde radiohead albümü ohoo biz çoktan bitirdik tarzında çıkagelecek diye düşünüyordum. hedef şaşırtmasıymış. ya da belki de radiohead albümünü de aynı şekilde satmayı düşünüp öncesinden bir olta attılar bakalım satışta problem çıkıyor mu diye. ya da albümden kendisi bile memnun kalmayıp ayıp yahu bari beklenti olmasın diyip sessiz sedasız yayınlayıverdi test albümünü. 2. defa meraktan belki, ama 3. defa asla dinlemeyeceğim bir albüm daha thom yorke'tan. ve bu içimi acıtıyor. bir radyokafanın acıları başlığımız.

Cuma, Eylül 26, 2014

julian casablancas + the voidz - tyranny


ben strokes'un is this it albümünü indie rock'ın miladı kabul edenlerdenim. julian casablancas da onun kulu ve elçisidir. ama son zamanlarda 80'ler popuna düşkünlüğüne veriyorum ki sarmıyordu yaptığı işler. fakat dikkatimi çeken bişey oldu ki önceki solo albümü Phrazes for the Young'da çalıştığı kimse yok bu albümde masteringler dışında. beyefendi kankalarından toplama bir gruba the voidz yaftası atıp gelmişler (the strokes da dursun orada allallaa).  davulcu alex carapetis dışında bir tanesinin hakkında bilgi bulmak bile samanlıkta iğne aramak gibi. o kadar zamanım yok idare edin. ilgilenmem gereken balıklar var. yada siz arayın yahu banane. neyse. iyi mi etmişler? evet. 80'ler pop klavyeleri ve pip düt bilgisayar seslerinin tekdüzeleşmediği şarkılar dışında hoşuma gitti. 'M.utually A.ssured D.estruction', 'Where No Eagles Fly', 'Johan Von Bronx'(bu baya baya baya iyi) ve 'Business Dog' çok iyi şarkılar (-ki 80'lerde buna A yüzünün sonu, B yüzünün başı derlerdi). yok ya baya baya iyi dur bidaha dinleyeyim. ben sevdiysem siz benden daha çok seversiniz biliyorum. hadi bakalım.

Pazartesi, Eylül 22, 2014

black submarine - new shores

pek ümitliydim bir zamanlar. the verve orijinli nick mccabe ve simon jones'un adını duymak yetmişti. üstüne üstlük the black ships adıyla yayınladıkları ep krufone de çok iyiydi. ama tarihi 2011. üstünden zaman geçti, konserler falan verdiler ama albüm yoktu ortada. sonra grubun ismi black submarine'e döndü, üstünden yine zaman geçti ve albümleri new shores yayınlandı şubat ayı gibi falan. umduğumu bulamadım. açılış şarkısı black submarine de çok güzel başlıyor aslında ama verve'ü baz alınca (-ki gitaristi, basçısı grupta, müsadenizle yani) gitarlarından daha bi umutluydum ama goldfrapp daha baskın çıkmış grupta anlaşılan. bazı insanlar goldfrapp seviyor, ne garip. böyle zamanlarda simon tong'a olan saygım kat kat artıyor.

Pazar, Aralık 08, 2013

son feci bisiklet

merhaba. fotoğraf için özür dilerim fotoğrafçı değilim. son zamanlarda dinlediğim en iyi gruptan bahsetmek istiyorum acilen. az önce dinledim. just veya why'd you only call me when you're  high çalmış olmaları değil mesele. evet genel bakış açısı dikkate alındığında etkili olabilir kişisel olarak. kişiselliği geçelim.

naif değil. bu kelimeden nefret etmeye başladım son zamanlarda. naif. ortada doğru düzgün bir elektrik gitar da yok. peki nesini sevdin serdar? garip bir vokal var. garip bir vokal var ve iyi bir davulcu var. yeter mi serdar? yetmez. ama ümit verir. kimyasal bağ olmadan bir grup sevilebilir ve son feci bisiklet acaip bir grup. dikkate değer ve hakikaten şaşırdın bu akşam ben. şarkı isimlerini falan hiçbirşey bilmiyorum. soundcloudları varmış şurada https://soundcloud.com/sonfecibisiklet ve hiç umurumuzda olmasa da facebook fan paceleri de varmış https://www.facebook.com/fecibisiklet burada. ah ne yaptınız çocuklar beni de bulaştırdınız.

ilgiye değer, övgüye değer, dikkate değer. yoksa yazmazdım eyvalla.

Pazartesi, Ekim 21, 2013

Hebronix

Selam. Devam ediyoruz. Hebronix.

Cajun Dance Party'i çabuk yedik. Bayıla bayıla. Onlar dağılıp Yuck geldi arkasından. 2. albümleri Glow and Behold'u bikaç hafta önce dinledim ve beğenmedim. Sıkıldım. Cajun Dance Party'i gitarist Robbie Stern adam ediyor sanıyordum ama iş fazlasıyla vokalist Daniel Blumberg'de. Adam Yuck'tan ayrıldıktan sonra da halleri içimi acıttı. 'Adam' diye kabaca bahsedebiliyorum kendisinden zira One Love Festival'da izlediğimiz kadarıyla böyle rahat davranabiliriz kendisine. Kanka naber... Neyse işte anlat anlat bitmez bunlar. Hebronix de Daniel Blumberg'in yeni işi. Rubber fazlasıyla çarpmış kendisini ve Yuck'ı bırakıp ben hep böyle takılıcam arkadaş demiş gibi. Cajun Dance Party'den Hebronix'e dönüşümü incelemek çok garip yalnız bunu söylemem lazım. Ortaokulda bahçede top oynayan çocuğun 2-3 sene içinde ottan kafayı bulmuş şekilde tv karşısında yatması gibi. Bunu tutup müziğe çevirin işte. Güzel albüm, iyi alt yapı gitarları. Garden, Unreal ve The Plan iyi şarkılar bak gerçekten.


Trans

Selam. Bernard Butler'la başlıyoruz. Yeni grubunun adı Trans.

Rough Trade Records'u ele geçirdikten sonra birkaç mıymıy müzisyene albüm yaptıktan sonra canı sıkıldığı her halinden belli olan eski Suede gitaristi, yeni büyük prodüktör Bernard Butler bu mıymıylıktan sıkılıp ofis arkadaşlarıyla stüdyoda takılırken gitarı duyan gelmiş ve bir grup kurmuşlar. Adı da yine her Bernard Butler grubunda olduğu gibi seksüel ibareler barındıran Trans olmuş. Napıyorlar? Henüz etrafta pek görünmediler, buralardan takip etmek biraz zor oluyor ama 2 davul + 4 elektro gitar, pek şiirsel anlam içermeyen basit vokallerle takılıyorlar. Baş yardımcısı Jackie McKeown. The Yummy Fur veya 1990's ne kadar bildiğiniz gruplarsa, kendisine aşina olma ihtimaliniz o kadar artıyor. Sıkı bir Rough Trade takipçisi olmak ilk şart tabiki bunun için. Koluna Rough Trade çantası takıp gezmeye benzemez. Diğer aşina isimler de New Young Pony Club'a bir zamanlar eşlik etmiş Igor Volk ve şu ana kadarki tek canlı sahnelerinde sahnede olan ama tek sahnelik mi yoksa devamlı mı henüz belli olmayan Ege Bamyası mucidi Can vokalisti Damo Suzuki. İlginç bir kadro. Neyse, bu beyler 4 şarkılık EP'leri Red'i netten satışa sundular. Elimizde youtube da olunca işler daha kolay oluyor tabi. Kulak kabartmakta fayda var. Önümüzdeki sene buralarda göreceğimiz gruplardan olma ihtimali olan bir grup velhasıl. Serdar söylemişti dersiniz.


Heyecan uyandırdı mı? Evet. Bernard Butler gitar çalıyor. Yeter zaten.

Trans - "Jubilee"
Trans - "Building No.8"
Trans - "Rock Steady"

http://www.transrecordings.com/#music
https://twitter.com/__Trans__
https://www.facebook.com/transrecordingsofficial

Pazartesi, Mayıs 21, 2012

Sheffield barlarında neler oluyor?

Son zamanlarda birşeyler dikkatinizi çekti mi? Sheffield'da dikkat çekmesi gereken bir rock'n roll çılgınlığı var. Bu Ataşehir'den bile farkedilebiliyor. Alex Turner'ın yeni saç şeklinden bile bunu anlamak mümkün. Arctic Monkeys'in "R U Mine?"ı ve Richard Hawley'le kaydettikleri "Black Treacle" b-side'ı yetmezmiş gibi Richard Hawley'i yeniden yoldan çıkarmaya yetecek bir akımla karşı karşıyayız. Beyefendi nereye takıldı neler yaptı bilemeyeceğim ama "Standing at the Sky's Edge" ondan artık hiç beklemediğim tarz bir albüm olmuş. Yıllar önce Bant dergisine onun hakkında bir yazı yazmıştım ve "Richard Hawley sürpriz yapıp hikayenin sonuna bir mucize daha ekler mi bilemeyiz ama takip etmeye devam edeceğimiz kesin. Hikaye devam ediyor ve izleyici neyle karşılaşabileceği konusunda hiçbir fikre sahip değil" diye bitirmiştim. Mucize belki de bu albümdü diyebilirim. Muhteşem olması da ekstrası. Hem Arctic Monkeys'i hem de Richard Hawley'i bu kadar değiştirebilecek şeyin memleketlerinden kaynaklanan yeni birşeyler olduğunu düşünmekte haksız mıyım acaba? Kimbilir Pulp geldiği zaman birileri röportaj yaparken Jarvis Cocker'a belki Sheffield'da neler olup bittiğini sormayı düşünür. Yine de Wikipedia'nın list of musicians from Sheffield sayfasından sıkı bir araştırma yapmanın zamanıdır. Sheffield'da bişeyler oluyor. Devamının geleceğinden ve oralarda bu adamları etkileyen yeni bişeyler olduğundan şüphelenmemek elde değil.

Pazartesi, Nisan 09, 2012

Spiritualized - Sweet Heart Sweet Light (Online)

Post küçük ama haber büyük. Sweet Heart Sweet Light'ı bu linkten dinleyebiliyoruz arkadaşlar. Pek heyecanlandım. 1 hafta daha beklemeye sabrım kalmamıştı zaten.

Edit: Albüm de gelmiş oh

Pazartesi, Mart 26, 2012

Sigur Rós'cular ekran başına

Efendim yine o günler gelmiş. Sigur Rós 28 Mayıs'ta yeni albümü Valtari'i yayınlıyormuş. Muhtemel yeni Sigur Rós hayranlarına karşı şimdiden önlemlerinizi almanızı, "Sigur Rós dünyanın en iyi grubu abiiii"cilerle fazla takılmamanızı ve Sigur Rós'la yatıp Sigur Rós'la kalkan arkadaşlarınıza hayattan bahsetmemenizi önemle tavsiye ederim. Bir tavsiyem de sigur-ros.co.uk adresinden albümün 2 numaralı şarkısı Ekki Múkk'a bir kulak kabartmanız olacaktır. Basçıları Georg Hólm'un dediğine göre öncekilere göre daha fazla elektronik materyal içeren amma ve lakin dans albümü olmayan bir albümmüş. Ekki Múkk zaten bu izlenimi veriyor evet adam haklı beyler. İyi günler dilerim.

Pazartesi, Mart 19, 2012

Spiritualized - Hey Jane (New Single)

Güzel haberler Spiritualized'dan. Yeni albüm "Sweet Heart Sweet Light" 16 Nisan'da yayımlanacak. İlk single Hey Jane büyük ihtimalle sansür yiyecek kısa film tadında klibiyle youtube'da. Şarkı tam bir spiritualized albüm açılış şarkısı olma özelliğinde. Belirtmeden geçmeyeyim. Şimdi sıra albüm kapağını çözmeye geldi. Huh?

Cuma, Mart 16, 2012

Miles Kane - First Of My Kind (new ep)

Yeni baş adamım Miles Kane maşallah ki durmaya niyetli değil. Yeni ep First Of My Kind 21 Nisan'da yayımlanıyormuş ne hoş. Youtube sağolsun şarkıyı dinleyebildik, indirebildik. Buyurun.
Miles Kane - First Of My Kind

Salı, Şubat 28, 2012

Radiohead'ten yeni şarkılar; "Identikit" ve "Cut A Hole"

Radiohead The King Of Limbs'le oldukça hayal kırıklığı yarattı gibi. Ama "Live from the Basement The King of Limbs" hadisesini bir yerlerden dinleyin izleyin mutlaka. Durumun o kadar da iç karartıcı olmadığını göreceksiniz. 2 yeni şarkı çalmışlar konserlerde isimleri "Identikit" ve "Cut A Hole" olan. Olay olmadı herhangi bir yerde. NME büyütmemiş durumu çünkü.


Salı, Şubat 21, 2012

Graham Coxon - What'll It Take (New Single)

Graham Coxon bir kaç ay önce elektronik altyapılı bir albüm yayınlayacağından bahsetmişti. Son albümü The Spinning Top düşünüldüğü zaman oldukça ilginç bir durumdu. Çünkü o da hemen hemen tamamı akustik bir albümdü. Yeni albümünün adı A+E. 2 Nisan'da yayınlanacak. Single What'll It Take dünden beri dinlenilecek durumda.
Şimdi dün sabahtan beri içime sıkıntı olan bir konudan bahsedeceğim. Dün NME kaynaklı bir haber ortalığı kasıp kavurdu. "Blur yeni kayıt yayınladı" haberin içeriği. Birisi Blur konserine gidip yeni şarkıyı videoya çekip Youtube'da yayınlamış, bunu NME görmüş ve haber yapmış, derdini çekmekse bana düşmüş. Ülkemizdeki önemli sayılan müzik haberi siteleri, blogları, twitter sahipleri bu muhtemelen fotoğraf makinesiyle çekilmiş Blur konser videosunu önemli sayıp haber yapıp duyurdular ettiler. Ama bakar mısınız ki Graham Coxon'ın kayıt kalitesi sağlam single'ıyla ilgili hiçbir şey okumanın, görmenin duymanın imkanı yok. Çünkü NME'de haberi çıkmadı. Blur sevmek ne büyük bir erdemdir, saygı duyarım, çok severim. Amma ve lakin Graham Coxon'ı görmezden gelmek nasıl bir vahim durumdur bunu hiç anlayabilmiş değilim. Madem ki Blur sevginiz bu kadar fazla, NME dışında bir yerlerden de takip etseniz keşke. Graham Coxon'ın Blur'den ayrılmasının ve yıllarca geri dönmemesinin altında insanların Blur'e bu şekilde yaklaşmaya başladıkları olduğuna da eminim.
O video da şu işte.

Salı, Şubat 14, 2012

Gün itibariyle 18. yılı Stay Together'ın. Reşit oldu. O günü hatırlıyor musunuz? Reşit olduğunuz günü? Benim babam ölmüştü o gün. Hatırlıyorum.

Salı, Şubat 07, 2012

ON AGAIN OFF AGAIN @ STEREOGUN


Kadıköy'deki evimiz Stereogun. Ortam rahat, müzikler güzel, işletmeciler dost. Ayda bir ben de çalıyorum zevkle. Bu ay Popscene nickli Gökhan Özden'le beraber çalıyoruz. Tanıtım yazısı şöyle.
"akşamdan kalma kafanla varabileceğin en kesin çözüm tekrar denemekken hayata umutla bakmayı nasıl becerebilirsin ki?

gofretin bitsin, yeniden başla.
not defterin bitsin, yeniden başla.
şarkın bitsin, yeniden başla.
... kitabın bitsin, yeniden başla.
kurşun kalemin bitsin, yeniden başla.
işten kovul, yeniden başla.
sevgilin terketsin, yeniden başla.
kelimelerin bitsin, yeniden başla.
sigaran bitsin, yeniden başla.
yol bitsin, yeniden başla.
içkin bitsin, yeniden başla.
hayatın bitsin, yeniden başla.

ne kadar da basit şeyler. buyurun bize başlayıp biten karmaşık hikayelerinizi BRITPOP, INDIE ve POST PUNK eşliğinde anlatmaya.
bizim de çalacak şarkılarımız var.

11 Şubat 2012 @ Stereogun Kadıköy

serdarcharliebrown & popscene"


Afişi de ben yaptım hehe. Belli değil mi?

facebook event'i