Salı, Ağustos 08, 2006

iyi davranmak (rehber bölüm 3)

Image Hosted by ImageShack.us

otostopçunun galaksi rehberi 2. kitap evrenin sonundaki restoran bölüm 29'dan alıntıdır.(uzun ama ilginç. tanrıyla ilgili)

"Lombar ağzı açıldı ve üç şekil belirdi, yüzlerini yağmurdan korumak için iki büklüm duruyorlardı.
“Orada mı?” diye bağırdı Trillian, yağmurun sesini bastırarak.
“Evet” dedi Zarniwoop.
“Şu barakada mı?”
“Evet.”
“Tuhaf” dedi Zaphod.
“Ama burası ıssızlığın ortası” dedi Trillian, “yanlış bir yere gelmiş olmalıyız. Evrene bir barakadan hükmedilemez ki.”
Boşanan yağmurun altında koşturarak ilerlediler ve sırılsıklam bir halde kapıya vardılar. Kapıyı çaldılar. Titreyerek beklediler.
Kapı açıldı.
“Buyrun?” dedi adam.
“Şey, özür dilerim” dedi Zarniwoop, “eğer elimdeki veriler yanlış değilse...”
“Evrene sen mi hükmediyorsun?” dedi Zaphod.
Adam ona gülümsedi.
“Bunu yapmamaya gayret ediyorum” dedi. “Islandınız mı?”
Zaphod şaşkınlık içinde ona bakakaldı.
“Islanmak mı?” diye haykırdı. “Islanmış gibi görünmüyor muyuz?”
“Bana göründüğü kadarıyla tamamen ıslanmışsınız” dedi adam, “ama sizin bu konuda hissettikleriniz tamamen farklı olabilir. Eğer sıcağın sizi kurutacağını düşünüyorsanız, içeri girseniz iyi olur.”
Hep birlikte içeri girdiler.
Minik baraka etraflarına bakındılar. Zarniwoop hafif bir hoşnutsuzlukla, Trillian ilgiyle, Zaphod hayranlıkla bakıyordu.
“Hey, eee...” dedi Zaphod, “adın neydi?”
adam onlara tereddütle baktı.
“Bilmiyorum. Niye bir adım olması gerektiğini düşünüyorsunuz? Bir demet belirsiz duyusal algılamaya bir isim vermek bana oldukça tuhaf geliyor.”
Trillian’ı koltuğuna oturmaya davet etti. Kendisi de koltuğun koluna oturdu, Zarniwoop kaskatı bir halde masaya yaslandı, Zaphod’sa döşeğe uzandı.
“Heeyt!” dedi Zaphod. “Kralın tahtı!” Kediyi gıdıkladı.
“Dinleyin” dedi Zarniwoop, “size bazı sorular sormam gerek.”
“Pekâla” dedi adam nazik bir tavırla, “isterseniz kedime şarkı söyleyebilirsiniz.”
“Bunu sever mi?” diye sordu Zaphod.
“Ona sorsan daha iyi olur” dedi adam.
“Konuşuyor mu?” dedi Zaphod.
“Konuştuğunu hiç hatırlamıyorum” dedi adam, “ama belleğim güvenilir değildir.”
Zarniwoop cebinden bir takım notlar çıkardı.
“Şimdi” dedi, “Evrene sizin hükmettiğiniz doğru, değil mi?
“bunu nasıl bilebilirim?” dedi adam.
Zarniwoop kağıtta bir yeri işaretledi.
“Ne kadar zamandır bu işi yapıyorsunuz?”
“Şey” dedi adam, “bu, geçmişle ilgili bir soru, değil mi?”
Zarniwoop kafası karışmış bir şekilde baktı. Beklediği durum tam olarak bu sayılmazdı.
“Evet” dedi.
“Geçmişin, benim şu anki fiziksel duyularımla zihinsel durumum arasındaki uyumsuzluğu gidermek üzere tasarlanmış bir düzmece olmadığını” dedi adam, “ nasıl bilebilirim ki?”
Zarniwoop ona bakakaldı. Sırılsıklam giysilerinden buharlar yükselmeye başlamıştı.
“Yani bütün soruları böyle mi cevaplıyorsunuz?” dedi.
Adam çabucak cevap verdi.
“İnsanların konuştuklarını duyduğumu sandığımda aklıma gelenleri söylerim. Daha fazlası elimden gelmez.”
Zaphod neşeyle bir kahkaha attı.
“İşte buna içerim” dedi ve ortaya çıkardığı Janx şişesinden bir yudum aldı. Ayağa fırladı ve şişeyi Evrenin hükümdarına uzattı, o da memnuniyetle kabul etti.
“Bu sizin için iyi bir şey, yüce hükümdar” dedi, “içinden geçeni söylemeli insan.”
“Hayır, beni dinleyin” dedi Zarniwoop, “birileri size geliyor, öyle değil m? Gemilerle...”
“Sanırım geliyorlar” dedi adam. Şişeyi Trillian’a uzattı.
“Ve sizden kendileri adına” dedi Zarniwoop, “kararlar vermenizi istemiyorlar mı? Yaşamlarıyla ilgili, dünyalarıyla ilgili, savaşlarla ilgili, orada Evrende olup biten her şeyle ilgili?”
“Orada mı?” dedi adam. “Orası neresi?”
“Orada!” dedi Zarniwoop, kapıyı işaret ederek.
“Orada bir şey olduğunu nasıl söyleyebilirsiniz?” dedi adam kibarca. “Kapı kapalı.”
Yağmur çatıyı dövmeye devam ediyordu. Barakanın içi sıcaktı.
“Ama orada koca bir Evren olduğunu biliyorsunuz!” diye haykırdı Zarniwoop. “Var olmadıklarını söyleyerek sorumluluktan kaçamazsınız!”
Zarniwoop öfke içinde titrerken evrenin hükümdarı uzun bir süre düşündü.
“Siz gerçekten çok eminsiniz” dedi en sonunda, “Evreni –eğer öyle bir şey varsa tabii- garanti varmış gibi kabul eden birinin düşüncelerine güvenemem.”
Zarniwoop hala titriyordu, ama susmuştu.
“Ben yalnızca kendi Evrenimle ilgili karar veririm” deye sakince devam etti adam. “Benim Evrenim gözlerim ve kulaklarımdır. Bunun dışında her şey söylentidir.”
“Ama hiçbir şeye inanmaz mısınız?”
Adam omuzlarını silkti ve kedisini kucağına aldı.
“Ne demek istediğinizi anlamıyorum” dedi.
“Bu barakada aldığınız kararların milyonlarca kişinin yaşamını ve kaderini etkilediğini anlamıyor musunuz? Bunların hepsi korkunç bir şekilde yanlış!”
“Bilmiyorum. Bahsettiğin bütün bu kişilerle hiç karşılaşmadım. Senin de karşılaştığından şüpheliyim. Onlar yalnızca duyduğumuz kelimelerde var oluyorlar. Başkalarına ne olduğunu bildiğini söylemek, saçmalıktan başka şey değil. Var olup olmadıklarını yalnızca onlar bilir. Onların da kendi gözleri ve kulaklarından oluşan kendi evrenleri var.”
Trillian lafa karışarak dedi ki:
“Sanırım ben biraz dışarı çıkıp hava almak istiyorum.”
dışarı çıkarak yağmurda yürümeye başladı.
“Başkalarının var olduğuna inanıyor musunuz?” diye Zarniwoop üsteledi.
“Hiçbir fikrim yok. Nasıl söyleyebilirim ki?”
“Trillian’ın nesi olduğuna baksam iyi olacak” dedi Zaphod ve dışarı süzüldü.
Dışarıda, ona şöyle dedi:
“Bence evren oldukça emin ellerde, ne dersin?”
“Çok emin ellerde” dedi Trillian. Yağmurda birlikte yürümeye başladılar.
İçeride Zarniwoop devam ediyordu.

“Ama anlamıyor musunuz, millet sizin bir sözünüzle ölüyor ya da yaşamaya devam ediyor?”
evrenin hükümdarı bekleyebildiği kadar uzun bir süre bekledi. Geminin motorlarının çalıştığını belirten hafif sesi işittiğinde onu bastırmak için konuştu.
“O işin benimle bir ilgisi yok” dedi “ben kimseye karışmıyorum. Tanrı bilir ki, zalim biri değilim ben.”
“Hah!” diye bağırdı, Zarniwoop, “işte ‘Tanrı’ diyorsunuz. Sen de bir şeylere inanıyorsun!”
“Kedim” dedi adam şefkatli bir sesle, onu kucağına alıp okşadı, “ben ona Tanrı derim. Ona her zaman iyi davranırım.”
“Pekâlâ” dedi Zarniwoop, iddiasını sürdürerek, “onun varlığından nasıl emin olabiliyorsun? Onun sizin ona iyi davrandığınızı bildiğini ya da sizin iyiliğinizle ilgili olarak onun ne hissettiğini nasıl biliyorsunuz?”
“Bilemem” dedi adam gülümseyerek, “hiçbir fikrim yok. Yalnızca kedi gibi gözüken bir şeye, belirli bir tarzda davranmak beni mutlu ediyor. Sizin farklı bir davranış tarzınız mı var? Rica ederim, sanırım biraz yoruldum.”
Zarniwoop hiç tatmin olmadığını belirten bir soluk verdi ve etrafına bakındı.

2 yorum:

yiit dedi ki...

belki de sadece kedime şarkı söylüyorsunuzdur. hayattaki en favori lafım.

gaykedi dedi ki...

Tanrı'yı bulutlar üzerinde oturup aşağıyı seyreden ve canı isteyince duanızı kabul edip tarlanıza yağmur yağdıran ak sakallı bir ihtiyar olarak algılayan zavallılar sözüm sizleredir..

Türkler İstanbul'u alırken neredeydi Tanrı? Peki, buna ses çıkarmayan Tanrı bu kez Viyana'da niçin bize yüz vermemişti acaba?

Tanrı'yı arabanızın freni patladığı zaman hatırlıyorsanız, çok büyük bir ihtimalle o freni onarmayacaktır.

Bendenizin Tanrisi, Muhyiddin-i Arabi Hazretleri'nin * Tanrisidir efendim

Bizim felsefemize göre, Tanrı belli hiçbir 'yerde' değildir, heryerde ve herşeydedir. Tanrı BİR ve TEK'tir, heryer ve herşey de bir ve tektir. Bir kum tanesi benim hem parçam, hem de kardeşimdir.

Fizik yasaları Tanrı'nın emirleridir. Matematik, Tanrı'nın yazdığı şiirdir.

'Sureti', sen baktığın zaman ete kemiğe bürünür, pardon, yani proton ve elektron kılığına girer. Görüntüyü sen yaratırsın, bu bir yanılgıdır, asıl Yaratan hep o perdenin arkasındadır. Onu göremezsin, bir yerde ararsan bulamazsın, çünkü aynı zamanda senin içindedir. Hem içinde, hem dışında.

Tanrı, ateşler ve dumanlar çıkararak dağların tepelerine inmez, 'komşunun karısına sulanmak yasaktır' gibi basit emirler yağdırmaz,Meryem Ana' yı hamile bırakmaz, elinde gönye ve pergel taşımaz, savaşlara, maçlara, tartışmalı pozisyonlara ve hakem hatalarına da karışmaz...Engin Ardic

* Muhyiddin-i Arabi, Mevlana' nin hocasi olur

benden ufak bir ekleme;Yıllar önce o zaman 15 yaşında olan yegenime Tanrı kadınmı erkek mi diye sormuştum,ağbi o nasıl söz tabiki erkek,Allah kadın olurmu hiç yaa demişti...

http://gaykedi.blogspot.com/